Öyküler neden hep Kadın?GÜLSER ERÇEL
Türkiye'de yaşayan kadınların, kadının en gerçek hikayesi bu kitapta. Bu kitabı
44 yazar yazmadı, yaşadı... Yaşadılar.
"Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri", kadının yeryüzüne indiği andan
itibaren karşılaştığı tüm sorunlara cevap ve karşılıktan öte; ses olan
bir kitap. Bu derlemenin kadın yazarlarının, kadın cinayetlerine her gün
bir yenisi daha eklenirken kadınlarımıza kalemleriyle destek
olduklarını düşünmek istiyorum. Çünkü yazının gücüne dair
iyimserliklerin de farkındayız çoğumuz. Yine de bu iyimser bakışın yeni
ve "kimseden izin alınmadan alınmış yayımlanmış" öykülerle ortaya
çıkması bugün için ülkemizde gerçek bir mucize.
Kırktan fazla usta,
çağdaş, amatör ve yeni yazar, kimseye anlatamadıkları, yaşadıkları ama
inandıramadıkları hikâyelerini bu kitaba yazdılar, çünkü bu hikayelere
şahit oldular.
Hikâyelerin hepsi de acının merkezlerinden seçilmiş,
alınmış değil; çoğu kez olumlu, mutlu gibi görünen sahnelerin
arkasındaki gerçek dramları da anlatmak için dünyanın görece sevimli
yüzünden yola çıkmak gerektiğini bilen bu yazarlar ölümden doğum
sancısına, aşktan aldatılmaya birçok konu ve düzlemle "kadın sesleri"ni
öykülere çevirdiler.
Kadını kadın yapan birçok özelliğin dışında
kimliği tamamlanmamış kadınlar da vardır çok yakınlarımızda belki de.
Kadın olmak değil de, kendini kadın gibi hissetmenin, erkek gibi
hissetmekten daha ağır olduğu bir ülkedeyiz. Belki de bir dünyada.
"Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri"nde, erkek egemen toplumun körlük depreminin artçı ve arka sarsıntılarını yaşayacaksınız.
Tüm tabulardan sıyrılarak da yazıldı bu öyküler. Çoğu da gerçek yaşanmış hikâyeler…
Kadınlar bu hikayelerde hem kahraman hem figürandı ve hem de dublördüler. Ve kimileriyse
sadece o sokaktan geçiyordu.
Her kadının üzerinde bir el var. Yasakları kollayan bir el.
Bu kimi zaman bir baba, bir anne, bir abi, bir koca, en sonda bir erkek evlat olabilir.
Öğretilenlerin ötesine geçmiş kadınlar var, öğretilenlerin dışına çıkamayan
kadınlar ve bir de her ikisi de olamayan kadınlar. Türkiye’de
öğretilenlerin dayatılanların dışına çıkamayan kadın sayısı daha yüksek.
Bu kitapta da bu kadınların hikayeleri yazınsal istatistiklerle
karşımıza çıkıyor.
Görmenin, gözlemin de ötesinde toplumların bütün
erklerinin, zayıfların hikayelerini sosyal planların en arkasına atma
eğilimi yüzünden dünyanın gözlemevleri olan yazarların da bu eğilimin
yarattığı eksik tabloları sadece konu edinmeleri, onları da zayıf bir
duruma düşürüyor kuşkusuz. Bu yönüyle "Kadın Yazarlardan Kadın
Öyküleri", tabloyu gerçek anlamına kavuşturarak, insan durumlarımızı
ihtiyacı olduğu hakikatle buluşturuyor...
Öyküler hep Kadın, çünkü yaşanan da anlatılmayan da o...
AYDINLIK KİTAP EKİ, 8 MART 2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder