13 Aralık 2011 Salı

3G Gerçeği

Teknoloji kesin olarak  hani iyi bir şey! Yok yok ya da kötü bir şey diyemeyeceğimiz, insan beynini bu çıkmaz çelişkilere sürükleyen garip bir dünya…

Peki nedir bu 3G teknolojisi?

3G Teknolojisi hayatımıza girdi gireli çok şey değişti. Teknoloji müdavimlerinin bulunmaz, teknoloji karşıtlarının bulunan fakat tenezzül edilemeyen hint kumaşı oldu.


*****


Neymiş efendim!

Görüntülü konuşacakmışız. Kim o rüyasından yeni uyanmış ergen kızın pörtlek gözlerine bakarak konuşmak ister di mi ?:)

Aaa!

Şehir hatları vapurundayken internete girip gazete okuyabilirmişiz. Vay güzel kokulu gazetelerin haline!

İşte bu çok komik..

Aile büyüklerine video ile bayram mesajı gönderebilirmişiz. Eğer bir gün yaşlanır da aile büyüğü olursak kaçımız böyle bir bayram mesajı isteriz ki?

Bunu hiç mi hiç tasvip etmiyorum..

İşten eve giderken, otobüste, dolmuşta, serviste televizyon seyredebilirmişiz. Peki dolmuş şoför koltuğuna da ayaklarımızı uzatıp geğirelim madem.

Bir de Oyuncu 3g

Cep telefonlarından her yerde karşılıklı oyun oynanabilecekmişiz. Yenildiğimde kafasına vurup, maymun taklidi yapmadığımız biri ile niye oyun oynayalım ki.


*****

Sözün kısası, bu 3g dedikleri teknoloji devrimine inanmayalım… Atalarımızın söylediklerini her yerde, her koşulda, ne olursa olsun kulağımızda bir küpe olarak ilelebet taşıyalım..


-Atalarımız ne demiş?

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü!

 

İşte size gerçek 3g

 

Göğüs Göbek Göt;))))))))))))





Bu Sabah Ne Oldu?

13.12.2011

Her gün bir önceki günden farksız yaşanır genelde. Birbirinin tekrarı şeylerden biz insanlar çabuk sıkılırız. Bazen enteresan şeyler olur hayatımızda. İşte bu günde benim için öyle bir gündü.
Her gün -Pazar hariç- saat 07:00 sularında uyanıyorum. 07:30 sularında da işe gitmek için evden çıkıyorum.
Bu sabahta her sabah gibi aynı saatte kalktım ve hazırlanıp çıkacaktım. Burnumu kapıdan dışarı uzatınca birden içim ürperdi. Hava oldukça soğuktu. Sıkı giyinmek lazımdı.
Kapının önünde her zaman gelişigüzel çıkardığım botlarım duruyordu. Botlarımı giymeye karar verdim. Elime aldım ayağıma geçirdim fakat ayakkabımı giyemedim. İçinde anlayamadığım bir şey vardı. Biraz düşününce dün ya da daha önceden ayakkabımı çıkarırken içinde babet çoraplarım kalmış olabileceği aklıma geldi. Ve elimi ayakkabının içine daldırdım. O yumuşak ve ipeksi şeyi elime alıp, dışarı çıkarmamla çığlıklar atıp ayakkabıdan uzaklaşmam bir oldu.

……………………..

Ayakkabımın içinden çıkan ölü bir fındık faresiydi.



Not: Kurgu değildir, yaşanmış bir hikayedir.:)