9 Aralık 2011 Cuma

Akrepler dans eder mi?

Her yer, herkes oldukça sessizdi. 

Uçuşan şu şeyler de ne öyle?…

Tam olarak 13 saat 35 dakika 12 saniye 17 salise oldu haberini alamadığım…
Merak etmemeliyim. Sormamalıyım. Sorgulamamalıyım…

13 saat 40 dakika 55 saniye 20 salise oluyor…
Beynim uyuşmaya başlıyor. Sabah çay içmedim ondan mı acaba? Bir dilim peynir 5 zeytin birazda bal geçiştirdim öylesine.

13 saat 45 dakika 13 saniye 11 salise.
Yataktan çıkmak istemiyorum, ev de oldukça soğuk zaten. Uykum geliyor. Uykum geldi.

15 saat 10 dakika 46 saniye 55 salise.
Gözlerimi açar açmaz bir rüyadan uyandım. Hayvana benzeyen 4 ayaklı dev bir insan beni kovalıyordu. Tanrım bazen çok tuhaf ve komik rüyalar görebiliyorum. Ama onu göremiyorum.

15 saat 30 dakika 25 saniye 28 salise.
Hayatı öylece bırakmak dedikleri, benim zamanı takip etmediğim noktada mı başlıyordu acaba? Yine sorgulamaya başladım sanırım. İnsanın kendine soru sorması garip bir durum, cevap alamazsınız aldıklarınız da bildiklerinizdir zaten.

16 saat 5 dakika 36 saniye 59 salise.
Sabahtan kalma kahvaltıma devam ediyorum. Yine bir parça peynir, sayılı zeytin ve biraz da bal. Yerken, karşımda biri kahverengi güzel gözleri ile bana bakıyor, gülümsüyor ardından gülüyor. Daha önce kimse bana çok komik zeytin yediğim için gülmemişti. Ben de gülüyorum. Hem de çok gülüyorum. Sonra nereye gidiyor?  Kayboluyor. Yanaklarım ve gözlerim ıslanmaya başlıyor. Burnum akıyor.

16 saat 50 dakika 12 saniye 9 salise.
La vie en rose adlı parça çalıyor. Kimden dinlediğimi bilmezdim ama hep dans ederdim bu parçada.

17 saat 50 dakika 36 saniye 8 salise.
Yaklaşık bir saattir aynı müzik kulaklarımda. Düşünüyorum. Bekliyorum. Ne beklediğimi de biliyorum. Bir kapı zili ya da bir telefon. Aslında tek beklediğim bir ses. Onun sesi. Güzel değil ama o sesi…

18 saat 16 dakika 23 saniye 42 salise.
Immmm.. Dışarıdaki çocuk sesleri… Kulaklarımı daha kötüsü beynimi tırmalıyor. Gün geçtikçe huysuz biri olmaya başlıyorum galiba. Çocukları severdi. Ama kendine ait bir şey istemediğini söylerdi hep. Neden diye sormadım hiç. Susardık.

18 saat 36 dakika 31 saniye 46 salise.
Dışarıda biraz yağmur var. Özellikle yağmurlu havalarda çay içmeyi daha bir ayrı severim. Kendime bir bardak çay aldım, birde sigara yaktım. Bırakmıştım oysaki. Gözlerimin önüne 2 perdelik bir oyun geliyor şimdi, en sevdiğim sahne başlıyor. 2 kişilik başrolde kısa sahneler. Sevimli, komik, kaba dili ve tavırları beni büyülüyor. Ve daha bir yetenekli oluyorum 2. perde başladığında.

19 saat 14 dakika 27 saniye 39 salise.
Artık korkuyorum. O yok. Sesi yok. Haber yok. Ve sonucunda duyularım yok.

19 saat 35 dakika 56 saniye 5 salise.
Sokağa çıkıp biraz hava almalıyım.  Evin içi rutubet mi kokuyor ne? Önceleri güzel kokular gelirdi burnuma bu evde. Artık gelmiyor. O kokardı her yer. Yastıklar, duvarlar, kıyafetler… Ben dahi o kokardım. O kokuyor sanırdım ya da o kokuyor sanmak hoşuma giderdi.

20 saat 20 dakika  44 saniye 15 salise.
Dışarı çıkamadım. Zamanı kaçırıyorum. Uykum geliyor. Uykum geldi.

22 saat 2 dakika 36 saniye 52 salise.
Uyku her zaman ki gittiğim terapilerden daha iyi hissettirirdi kendimi bana. Bir süre hiçbir şey düşünmeden gözlerim kapalı nefes alırım sadece. Uyurken öldüğümü söylerdi o. Arada nabzıma bakardı. Yani ben uyurken öyle yaparmış. O söyledi.

23 saat 22 dakika 51 saniye 15 salise.
Ses yok. Koku yok. Her defasında onu ne çok özlediğimi söylüyorum evimdeki akreplere. Dinliyorlar, bakıyorlar, ama bir şey söylemiyorlar. Beni deli mi sanıyorlar onlarda?

Tam olarak 24 saat oldu haberini alamadığım…
Nerdesin? Gelmeyecek misin? Aman tanrım merak etmemeliydim, sormamalıydım, sorgulamamalıydım. Çünkü öyle söylemiştin giderken.

…..Akrepler dans etmeye başladılar. Çok komikler. Akrepler dans eder mi?....
 Yine beynim uyuşmaya başladı. Odamın tüm duvarları saatlerle döşeli. Zamanı takip edemiyorum artık. Seni bekliyorum. Beklerken de ölüyorum…   O. O. O.