12 Aralık 2011 Pazartesi

Yazıyor Dergi 4. Sayı

RÜYA

“Stresli bir günün gecesi beynimde birçok düşünceyle uyuyakaldığımda; beni çok etkileyen ve –genelde unuturum – unutmadığım ender rüyalarımdan biridir.”

Evim ve çevresi muhteşem bir doğa ile iç içe. Ancak kartpostallarda görebileceğimiz enteresan bir manzarası var. Doğusunda deniz, batısında orman, kuzeyinde şelale, güneyinde ise büyük bir uçurum var.  Biraz hava almak için yürüyüşe çıkıyorum. Ayaklarım beni evin güney tarafına sürüklüyor. Uçurumun ucuna geliyorum ve metrelerce yükseklikten aşağıyı izliyorum. Tam o anda dengemi kaybederek aşağıya düşüyorum. Tepe üstü ve büyük bir hızla aşağı inerken kollarımı açıyorum, korkmuyorum ama, hissettiğim sadece heyecan…
Gözlerimi kapadığımda tüm hayatım gözlerimin önünde öylece akıveriyor.

Ana rahminden çıkıyorum,

İlk ağlayışım,
İlk adımlarım,
İlk an-ne deyişlerim,
İlkokula başlıyorum, ardından ortaokul lise ve üniversite.
İlk öpücüğüm,
İlk sevgilimin terk edişi,
Terk edenler, benim terkettiklerim,
Aldatılmalarım, aldattıklarım,
Başarılarım,
Başarısızlıklarım,
İlk işim ve ilk maaşım,

Ve sonrasında…

Hızla büyüyorum,
Aşık oluyorum,
Evleniyorum,
Bir oğlum oluyor,
İlk kez biri bana anne diye sesleniyor,
Yine ağlıyorum,
Olgunlaşıyorum,
Saçlarım beyazlaşıyor,
Yaşlanıyorum,
Ve 55 yaşında ölüyorum…

–Bitti–


Dipnot; Ve sonrasında kısmına kadar yaşadım. Gerisi bir muamma…

Gülser Erçel

2 yorum: