25 Mart 2013 Pazartesi

İnmek istiyorum bu durakta…



 
İnmek istiyorum bu durakta…
Çaresizliğin kilometresi, bacaklarımda sızısı
Bir yol başladı hengabe yüreğimde
Yıkık duvarları , boyası akmış pencereleri olan bir ev gibi
Yürüyorum…
Aslında bu bir Yolculuk
Tek başına bir yolculuk
Beynimde karşıt fikirlerin kavgasına tanık oluyorum
Sorduğum ve yanıtlarını yine ben verdiğim sorular dans ediyor
Ölümcül bir yolculuk
Cehenneminde kaldırım taşlarını sayıyorum
Üzerilerinde ki geçmişten izleri sayıklıyorum zihnimde
Kaldırım taşları daha anlamlı gelmeye başlıyor bu sonsuz  yolculukta
Yoruluyorum…
Bedenim değil ,aslında yorulan beynimmiş gibi
Anlamsızlıklar arasında anlam arayışı içerisindeler
Serzenişte ayaklarım ,  kaldırım taşlarını saymaya devam ediyor hep
İnmek istiyorum bu durakta
Bedende başlayan ruhumda devam eden uçsuz bucaksız bir yolculuk
Islak pencerelerimden
Korkak kapılarımdan bakıyorum çevremdeki her varlığa
Çığlıkları kulağımda nefeslerin
Adımlarım sessiz yorgun ve kavgalı
Beynimdeki yolculuğu bitirmek istercesine yürüyorum devamlı
Bitiriyorum beynimdeki ve bedenimdekini
Seyrediyor beni sessizlik
Peşimde karmaşalarım, umutsuzluklarımın içinde umut arayışlarım
Durağan yoldayım yürüyorum
 Hızlandırıyorum hayatımdaki anlamlılıkları
Ve sebebini bildiğim yaşam savaşımı
Sona erdiriyorum yolculuğumu bu defa
Yolculuk sona eriyor…
Bir sonraki inişler için, umut vaat ediyorum kendime
Gölgelerime…

8 Mart 2013 Cuma

Öyküler neden hep Kadın?

Öyküler neden hep Kadın?

GÜLSER ERÇEL



Türkiye'de yaşayan kadınların, kadının en gerçek hikayesi bu kitapta. Bu kitabı
44 yazar yazmadı, yaşadı... Yaşadılar.
"Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri", kadının yeryüzüne indiği andan itibaren karşılaştığı tüm sorunlara cevap ve karşılıktan öte; ses olan bir kitap. Bu derlemenin kadın yazarlarının, kadın cinayetlerine her gün bir yenisi daha eklenirken kadınlarımıza kalemleriyle destek olduklarını düşünmek istiyorum. Çünkü yazının gücüne dair iyimserliklerin de farkındayız çoğumuz. Yine de bu iyimser bakışın yeni ve "kimseden izin alınmadan alınmış yayımlanmış" öykülerle ortaya çıkması bugün için ülkemizde gerçek bir mucize.
Kırktan fazla usta, çağdaş, amatör ve yeni yazar, kimseye anlatamadıkları, yaşadıkları ama inandıramadıkları hikâyelerini bu kitaba yazdılar, çünkü bu hikayelere şahit oldular.
Hikâyelerin hepsi de acının merkezlerinden seçilmiş, alınmış değil; çoğu kez olumlu, mutlu gibi görünen sahnelerin arkasındaki gerçek dramları da anlatmak için dünyanın görece sevimli yüzünden yola çıkmak gerektiğini bilen bu yazarlar ölümden doğum sancısına, aşktan aldatılmaya birçok konu ve düzlemle "kadın sesleri"ni öykülere çevirdiler.
Kadını kadın yapan birçok özelliğin dışında kimliği tamamlanmamış kadınlar da vardır çok yakınlarımızda belki de. Kadın olmak değil de, kendini kadın gibi hissetmenin, erkek gibi hissetmekten daha ağır olduğu bir ülkedeyiz. Belki de bir dünyada.
"Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri"nde, erkek egemen toplumun körlük depreminin artçı ve arka sarsıntılarını yaşayacaksınız.
Tüm tabulardan sıyrılarak da yazıldı bu öyküler. Çoğu da gerçek yaşanmış hikâyeler…
Kadınlar bu hikayelerde hem kahraman hem figürandı ve hem de dublördüler. Ve kimileriyse
sadece o sokaktan geçiyordu.
Her kadının üzerinde bir el var. Yasakları kollayan bir el.
Bu kimi zaman bir baba, bir anne, bir abi, bir koca, en sonda bir erkek evlat olabilir.
Öğretilenlerin ötesine geçmiş kadınlar var, öğretilenlerin dışına çıkamayan
kadınlar ve bir de her ikisi de olamayan kadınlar. Türkiye’de öğretilenlerin dayatılanların dışına çıkamayan kadın sayısı daha yüksek. Bu kitapta da bu kadınların hikayeleri yazınsal istatistiklerle karşımıza çıkıyor.
Görmenin, gözlemin de ötesinde toplumların bütün erklerinin, zayıfların hikayelerini sosyal planların en arkasına atma eğilimi yüzünden dünyanın gözlemevleri olan yazarların da bu eğilimin yarattığı eksik tabloları sadece konu edinmeleri, onları da zayıf bir duruma düşürüyor kuşkusuz. Bu yönüyle "Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri", tabloyu gerçek anlamına kavuşturarak, insan durumlarımızı ihtiyacı olduğu hakikatle buluşturuyor...
Öyküler hep Kadın, çünkü yaşanan da anlatılmayan da o...

AYDINLIK KİTAP EKİ, 8 MART 2013